SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK, İKLİM KRİZİ VE SIFIR ATIK

Kamuoyunun ilk kez Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu’nun 1987 yılında yayınladığı “Ortak Geleceğimiz” raporuyla tanıştığı sürdürülebilirlik kavramıyla ilgili birçok tanım mevcut. Kısaca gelecekten borç almadan yaşamak olarak tanımlayabileceğimiz sürdürülebilir yaşam, hepimizin benimseyip günlük hayatında uygulaması gereken çok önemli bir konu. Artan nüfus, hızlı sanayileşme ve tüketim bağımlılığının da etkisiyle sürekli zarar gören doğayı korumak ve iklim krizinin önüne geçmek için sıfır atık prensibini uygulamaya başlamak da sürdürülebilir yaşam için atılacak en güzel adımlardan biri.

Sıfır atık ile ilgili ekstrem gözükse de yapılması çok da zor olmayan örnekler mevcut. Bunların başında benim de sıfır atıkla tanışmamı sağlayan örneklerden biri Lauren Singer. İzlemediyseniz TED konuşmasını izlemenizi şiddetle tavsiye ederim. Lauren’in 2012’den beri ürettiği tüm atık sadece bir kavanozu dolduracak ölçüde. Evet, kulağa imkânsız gibi geliyor. Ancak bu tarz örnekler azımsanamayacak kadar çok.

Peki, biz ne yapabiliriz, nerden başlamalıyız? Atabileceğiniz en kolay ilk adım atıklarınızı gözlemlemek. En çok çıkardığınız atık hangisi? Bu atığı geri dönüştürebilir misiniz? Geri dönüştürülemeyen bir materyalden yapıldıysa ileri dönüşüm uygulayabilir misiniz? Bu aşamadan sonra ise satın almayı düşündüğünüz her yeni ürün için kendinize sormanız gereken bazı sorular var. Doğaya saygılı bir alternatifi var mı? Bu ürünü almaya gerçekten ihtiyacım var mı? Üretilirken kullanılan su miktarı ve salınan karbon miktarı bu ürünü kullanacağım süreye göre makul sayılabilecek düzeyde mi? Atıklarınızın yanı sıra alışkanlıklarınızı gözden geçirmek de oldukça etkili yöntemlerin başında geliyor. Biraz araştırmayla bulabileceğiniz yüzlerce örnekten biri de et tüketiminizi azaltmak.

İklim krizi çoğumuzun konuşmaktan kaçındığı hatta bazılarımızın inkâr ettiği bir gerçek. Can sıkıcı bir konu olması dolayısıyla konuşmaktan kaçınmayı psikolojik olarak kabul edilebilir sayabiliriz. Ancak gezegenimizin geleceği bizim elimizde. Bu yüzden sorumluluktan kaçmak kabul edilemez. “Bir kişi olarak ne kadar etkileyebilirim ki?” düşüncesi maalesef çok yaygın. Ama unutmamak gerekir ki bir litre atık yağ bir milyon litre suyu kirletiyor. Yani birin gücü düşündüğünüzden fazla.

Doğanın grafiği maalesef doğrusal değil. Sürekli beklenenden daha kötü bir tabloyla karşılaşmak her ne kadar umutsuzluğa kapılmamıza sebep olsa da doğaya saygılı bir yaşamı prensip edinip elimizden geleni yapmaya devam etmeliyiz. Bir mucize beklemek yerine konfor alanınızdan çıkıp harekete geçmeniz tam da bugün doğa için yapabileceğiniz en güzel bilinçlenme hareketi olacaktır.

-CANSU TAFLAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir