İLHAM VEREN KADINLAR

İLHAM VEREN KADINLAR

Geçmişten günümüze birçok kadın bütün zorluklara ve engellere rağmen yaptıklarıyla, mücadeleleriyle, pes etmeyişleriyle bizlere ilham olmuştur. Onların bu azme sahip olması; kalıcı olmalarını ve onları unutmamamızı sağlamıştır. Bu listede ise bu değerli kadınlardan yalnızca 5 tanesine değineceğiz. Sizlere de ilham olması umuduyla…

Hedy Lamaar

Hedy Lamaar Avusturyalı Yahudi asıllı bir oyuncu ve mucittir. Bugün herkesin kullanmakta olduğu Wi-Fi ve Bluetooth’un keşfi onun sayesinde yapılmıştır. Peki Hedy Lamaar bu keşfe neden ve nasıl öncülük etmiştir?

Öncelikle Hedy Lamaar’ın hayatından bahsederek konuyu açıklığa kavuşturalım.

Hedy Lamaar 9 Kasım 1914’te Avusturya’da doğmuştur. Küçük yaşlarda oyunculuk kariyerine başlamış ve çok fazla sayıda filmde rol almıştır. Ünlü siyasetçi ve Yahudi asıllı olan Friedrich Mandl ile evlenmiştir. II.Dünya Savaşı zamanlarında Nazi Almanya’sının Avusturya’yı da yanına almasından sonra siyasetçi kocasına da güveni kalmayan Yahudi asıllı oyuncumuz Paris’e kaçmıştır. O dönemde kendini güvene almak isteyen çoğu Yahudi asıllı oyuncu gibi Lamaar  da Hollywood oyuncusu olmak istemiştir. MGM medya şirketinin başkanı ile görüşmüş ve Hollywood oyuncusu olması için teklif almıştır. Bununla beraber Amerika’ya yerleşmiş ve çok sayıda hit filmde oynamıştır. Amerika’da bir imaj haline gelmeyi ve herkesin değer verdiği biri olmayı başaran Lamaar, devam etmekte olan II.Dünya savaşı zamanlarında Almanlara karşı kullanılabilecek bir icat yapmayı hedeflemiştir. Bunun nedeni geride bıraktığı memleketine ve zor durumda olan insanlara yardımcı olabilmektir. Besteci George Antheil ile çalışmalar yapmış ve radyo güdümlü torpidolarda kullanılabilmesi için frekans atlamalı yayılma spektrumunu icat etmişlerdir. ABD Donanması bu icadı kullanmamış olsa da bugün kullandığımız Wi-fi ve Bluetooth teknolojisinde bu çalışma prensibi kullanılmaktadır.

Yalnızca güzelliğiyle anılmak istemeyip değer verdikleri için çabalayan ve çok büyük işler başaran bu kadın kesinlikle bize ilham vermektedir.

COCO CHANEL

Coco Chanel

Coco Chanel, 19 Ağustos 1883 – 10 Ocak 1971 tarihleri arasında yaşamış Fransız moda tasarımcısıdır.  Moda anlamında dünyaya farklı bir yön vermiştir. Hobi olarak giriş yaptığı moda dünyasından bir ikon olarak çıkmıştır. Şapka tasarımı yaparak bu işe başlamış sonrasında da bir çorap dükkanında tezgahtarlık yapmıştır. Ancak Chanel her zaman çok daha iyisini hedefleyen bir kadın olduğundan çabalamış ve büyük bir isim olmuştur. Erkek kıyafeti olarak nitelendirilen kıyafetleri kadınların da giymesini sağlayarak tarihte büyük bir değişimin öncüsü olmayı başarmıştır. Kadınları dar ve rahatsız kıyafetlerden kurtararak kadınların da maskülen tarzı benimsemesini sağlamıştır. Bununla beraber yaptığı tüm yeniliklerle bir akım yaratmıştır. Kalıcı olmayı çok değerli ve önemli bulan Chanel, günümüzde geçerliliğini devam ettiren moda anlayışı sayesinde kalıcı olmanın çok ötesine geçmiştir.

Coco Chanel ilham veren bir kadın olduğundan dolayı Time dergisinde ‘’Yüzyılın En Önemli 100 Kişisi ‘’ adlı listeye adını yazdırmıştır.

Chanel, Atatürk’ün isteği üzerine Türk Silahlı Kuvvetlerinin üniformalarını da tasarlamıştır. Ordumuz uzun yıllar boyunca bu değerli tasarımcının tasarımlarını giymiştir.

Sabiha Gürayman

1910-2003 yılları arasında yaşamış olan Sabiha Gürayman, Türkiye’nin ilk kadın inşaat mühendisidir. Öğrenimini 1927 yılında girdiği Yüksek Mühendis Mektebinde yani İTÜ’de tamamlamıştır. Başarılı bir mühendis olmasının yanı sıra voleybol sporu ile de ilgilenmiş ve bu alanda da çok başarılı olmuştur. Nitekim kendisi Fenerbahçe Spor Kulübü’nün ilk kadın voleybolcusudur. Aynı zamanda üniversitede okurken erkek voleybol takımının kaptanlığını da yapmıştır.

Başarılı mühendis çok sayıda yapımda görev almıştır. Bunlardan en önemlisi Anıtkabir’in inşaatının kontrol şefliğini yapmış olmasıdır. Anıtkabir’in Hürriyet Kulesinde resmi sergilenmektedir.

Girdiği her alanda başarılı olan, birçok işte ilk olan ve biz kadınlar için mühendisliğin önünü açan Sabiha Gürayman özellikle ‘Türk kadınlarına’ çok güzel örnek olmaktadır.

Agatha Christie

Agatha Christie 15 Eylül 1890 – 12 Ocak 1976 tarihleri arasında yaşamış İngiliz yazardır. Kendisi özellikle polisiye edebiyatında çok sayıda eser vermiştir. Bunun yanı sıra aşk romanları da yazmıştır. Ancak özellikle polisiye romanları ile tanınmaktadır. Küçük yaşta öyküler yazmaya başlayan Christie bu güzel yeteneğini bırakmamış ve etkileyici öyküler yazmaya devam etmiştir. Yarattığı Hercule Poirot ve Miss Marple gibi karakterler insanlar tarafından çok tutulmuştur ve bu karakterler dünya çapında üne kavuşmuştur. Edebi olarak yazılan bu eserler dünya edebiyatında büyük önem taşımaktadır. Yazdığı romanlar, dünyanın en çok satan kadın yazarı olmasını sağlamıştır.

Günümüzde de büyük ilgi gören Christie, kalıcı ve başarılı olmasıyla bizlere ilham olmaktadır.

 

MADAM

Marie Curie

Böyle bir liste yapıp da Marie Curie ’den bahsetmemek imkânsız. Marie Curie 2 tane Nobel ödülü almayı başaran tek kadındır. Hem fizik hem de kimya alanında Nobel alan Curie çok çalışması ve gayreti ile bizlere örnek oluyor.

7 Kasım 1867- 4 Temmuz 1934 tarihleri arasında yaşamış olan Marie Curie aslen Polonyalıdır. Polonya’da kadınların okuması yasak olduğundan Fransa’ya taşınmıştır. Maria olan asıl adını da Marie olarak değiştirmiştir. Curie, bilim ve okumak için çok çaba harcamıştır. Daha sonrasında laboratuvar arkadaşı olan Pierre Curie ile evlenmiştir. İkili, gece gündüz demeden çalışmışlardır. Radyoaktivite üzerine çalışmalar yapan Marie-Pierre Curie çifti yeni bir element bulmuşlar; Marie’nin memleketine ithafen bu elemente polonyum adını vermişlerdir. Çalışmalara devam eden çift daha sonrasında ise radyum doğal elementini bulmuşlar. Curie çifti ve Henry Becquerel radyoaktiviteyle ilgili çalışmalarından dolayı 1903 yılında Fizik Nobel Ödülüne layık görülmüşlerdir. Bu sayede ilk kez Nobel ödülünü alan bir kadın olmuştur. Her ne kadar komite bu duruma karşı çıkarak kadınların Nobel ödülü almasını anlamsız bulsa da Pierre Curie karısına destek çıkmış ve komiteye fikrin Marie’ye ait olduğunu ve emeklerinin çok olduğunu söylemiş böylelikle onları ikna etmiştir.

1911 yılında ise Kimya Nobel Ödülü’nü polonyum ve radyumu bulmasından dolayı almaya hak kazanmıştır.

I.Dünya Savaşı zamanlarında ise taşınabilir röntgen cihazlarını üretmiştir.

Hayatını adadığı çalışmaları ne yazık ki ölümüne sebep olmuştur. Fazla radyasyona maruz kalan Marie Curie yüksek radyasyona bağlı aplastik anemi hastalığından ölmüştür. Birçok ilki başaran ve hayatını bilime adayan, bilim için ölen bu değerli kadın bizlere ilham olmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir